Selam Üstad,
Hatırlarmısın eskiden zamanımız vardı sanki birşeylere. Konuşmaya, derdimizi anlatmaya, dinlemeye, dinlenilmeye.. Sonra araya yollar girdi, dağlar girdi, hayat girdi, iş – güç girdi derken koptuk o güzel sohbetlerden, sofralardan.
Yeniden olsa şimdi, sessiz kalmasa o sofralar.. Keşke bir akşam olsan da gitsek güzel bir yere ne dersin ? Sonra çağırsak garsonu, gelse masaya mezeler, Yeni Rakı’lar.. Ya da evde kursak soframızı, Balkonda hafifçe esen sıcak rüzgarda, babamın eski plaklarını pikap’a taksak, arkadan usul usul onlar çalsa, açsak rakıları, buz gibi şişeden bardağa dökülürken kokusu yayılsa etrafa..

Güneş batarken küçük küçük yudumlarla başlarız. Yarısına dek Yeni Rakı’yı döker üzerini su ile tamamlarız. Sen kaldırırsın bardağını tokuşturmak için, bende ardından. Sonra anıları tazeler, dedikodu yapar, memleketi kurtarırız..
Soruyorum Üstad, özlemedin mi o gerçek sofraları, gerçek muhabbetleri ? İstemezmisin sabaha dek sohbet edelim, unutalım derdi tasayı. Anlatırsın yine eski günleri. Yad ederiz kahkahalarla.. Hadi bir büyükle beraber gel. Yanımızda bize arkadaş olsunlar..
